Makaleler Slogan

Yanlış yapmayan insan yoktur.
İnsanlık, yanlışlığı kabul ve düzeltmekle ölçülür.

Einstein

Makaleler Başlık

Makaleler

Yerel Basın ve Kamuoyu (Basın Hayatı - Sayı 41 Mart-Nisan 2017)

Yerel basın, ülkenin çeşitli yörelerinde, özellikle büyük kentler dışındaki yerleşim birimlerinde, il, ilçe ve beldelerde, günlük, haftalık ya da daha fazla aralıklarla yayımlanan, yayımlandıkları yörenin haberlerini veren, sorunlarını dile getiren, halkın isteklerini ilgililere aktarmayı hedefleyen yazılı basın organlarıdır.

Yerel basın, “Yalnızca belirli bir bölgede yayımlanan ve okunan, ulusal haberlerden farklı olarak yerel haberlerin ve konuların yer aldığı gazeteler” ya da “Genel olarak bir kasaba ya da kentte yaşayan insanları ilgilendiren haberlerin yer aldığı ve o kentte yayımlanan gazete” olarak da tanımlanmaktadır.

Yerel (yöresel) basın, Türk kamuoyunda “Anadolu basını” ya da “taşra basını” olarak da adlandırılmaktadır. Genel bir anlatımla yerel basın, sınırları dar ve tanımlanmış bir yörede, (kasaba, kent ya da bölge) yöre halkını bilgilendirmeye, eğitmeye, eğlendirmeye, böylece kamuoyunun serbestçe oluşmasına katkıda bulunmaya çaba gösteren kitle iletişim araçlarıdır.

Basın tarihi incelendiğinde görülmektedir ki, gazetelerin çok büyük bir bölümü yerel olarak doğmuş; bazıları ekonomik ve teknolojik gelişmelerden yararlanınca, yerel özelliklerini terk ederek ulusal, hatta Avrupa’daki bazı gazeteleri hatırlamak gerekirse uluslararası olmuşlardır.

Örneğin, bugün ulusal nitelik taşıyan, hatta Avrupa’da bile baskı yapan birçok Türk gazetesinin, İstanbul dışına gerçek anlamda dağıtım yapmaları, ancak 1960’lı yılların başlarında gerçekleşmiştir.

Yerel Basını Teşvik Eden Etkenler

Toplum yaşamında, yerel gazetelerin çok önemli işlevleri vardır. Bu gazeteler yayımlandıkları kentlerin, hatta ilçelerin insanlarıyla iç içedir, hatta onlardan bir parçadır. O kentin bütün sorunları içinde yoğrulmakta ve okur-gazete ilişkisi çoğu kez, aile yakınlığı ve ilişkileri boyutlarına kadar varmaktadır.

Ulusal gazeteler için böyle bir şey söz konusu değildir.Bu nedenlerle yerel basın çeşitli ülkelerde, değişik etkenler nedeniyle doğup gelişmiştir. Bu etkenleri şöyle sıralamak mümkündür:

Coğrafya

Birçok ülkede geniş toprak alanları, yerel basının doğuş nedeni olmuştur. Uzaklık, içine kapanmanın, sorunlara yerel çözümler aramanın nedenlerinden biridir. Birey yaşam hırsını, tutkusunu, kendi kurmak zorunda olduğu küçük dünyada tatmin etme yoluna gitmiş; iletişim gereksinimini de kendi çözümlemiştir.

Bu arada uzaklığın yanı sıra ülkelerin topografik yapılarındaki olumsuzluklar da yerel basının gelişmesine olumlu katkılarda bulunmuştur. Geçit vermez yüksek dağların, ABD’de kablolu televizyonun gelişmesini körüklediği, bilinen bir gerçektir.

Ekonomi

Türkiye’de de son yıllarda belgelendiği gibi, ekonomik gelişme yerel basını teşvik hatta deyim yerindeyse tahrik etmektedir. Gelişen ekonomiler, bilgiye ulaşma gereksinimini doğurmakta; satın alma gücünün yükselmesi tirajları artırmakta; artan tirajlar da yeni ürünlerin tanıtılmasında aracı olmaktadır.

Bursa, Adana, Eskişehir, Gaziantep, Kocaeli, Sakarya, vs. gibi ekonomik açıdan gelişmiş kentlerde, içerik ve kalite açılarından ulusal basını aratmayacak gazetelerin yayımlanmakta olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Çoğu kez bu yayınlar öncelikle tercih edilmektedir.

Siyaset

Yerel gazete yayımlanmasını teşvik eden etkenlerin en önemlilerinden biri de siyasal görüş ayrılıklarıdır. Belirli kişi ve gruplar, yörede kendi siyasal görüşlerini yaymak amacıyla gazete yayımlamakta ya da daha önce yayımlanmakta olan gazeteler belirli görüşlere yönelmektedir.

Ülkede demokratik yaşamın yerleşmesi için gerekli olan bu tür davranışlar, militanlığa varmadığı sürece, sağduyuyla karşılanmaktadır. Çoğulcu demokrasilerin en önemli koşulu, siyasal görüşlerin, dolayısıyla siyasal partilerin varlığıdır.

Yerel düzeyde, çeşitli siyasal görüşleri yansıtan gazeteler de bu açıdan demokrasinin yerleşmesine katkıda bulunmaktadır.

Bölgecilik

Yerel basını bir ölçüde teşvik eden etkenlerden biri de bölgeciliktir. Belirli yöre ve bölgelerin, komşularıyla ekonomik rekabetleri toplumsal sonuçlar da doğurmaktadır. Bu açıdan gazeteler, yöresel ve bölgesel rekabeti körüklerken, gerçekleştirdikleri iletişimle de ekonomik atılım ve uygulamalar için gerekli verileri sağlamaktadır.

Bu alanda spor kulüpleri ve onlara ilişkin haberlerle doldurulmuş spor sayfaları da bölgesel rekabet ve gururun birer simgesi olmaktadır.

Kültürel Farklılık

Kültürel farklılık birçok ülkede, yerel gazeteciliğin gelişmesini adeta zorlamıştır. Gelenek ve göreneklerini kaybetmek istemeyen, aksine bunları gelecek nesillere aktarmayı düşünen bireyler, bu konuda en kolay çözüm olarak, gazete yayımlamayı görmektedirler.

Gazete, kitaba oranla daha pratik bir araç olduğu için de az ya da orta derece eğitilmiş topluluklar tarafından yeğlenmektedir.

Böylece kültürel değerlerini kaybetmemeye çalışan kişiler, bu amaçla çıkarılan gazetelere özel bir ilgi duymaktadırlar.

Etnik Farklılık

Türkiye’de yerel basın, yöredeki sorunları Devlet’e, Devlet’in hizmetlerini de vatandaşa duyuran, Atatürk ilkelerini, ülkenin bölünmez bütünlüğünü, laik cumhuriyeti, demokratik parlamenter rejimi daima korumuş ve savunmuş bir yapıyla, bugün de hizmetini ve görevini yürütmektedir.

Ancak, etnik farklılık, yine yerel, yöresel gazeteciliğin ortaya çıkış nedenlerinden biridir. Ülke bütünlüğüne saygılı yurttaşların, salt kökenleri nedeniyle belirli değerlere sahip olmaları ve bunları ısrarla sakınmaları, birçok ülkede merkezi hükümet tarafından gösterilen hoşgörünün yanı sıra desteklenmektedir de.

Okuma Alışkanlığı

Okuma alışkanlığı ülkeden ülkeye, ulustan ulusa değişmektedir. Düzeyli bir eğitimle pekiştirilen bu alışkanlık, birçok ülkede çok sayıda çeşitli yayının ortaya çıkmasına ve en önemlisi bunların yaşamasına neden olmaktadır.

Okuma alışkanlığı yalnızca ekonomik güce bağlı değildir; bir Devlet politikasıdır. Birçok ülkede Devlet, çalışanına okuyacak bir şeyler satın alması halinde, zorlanmayacak düzeyde ücretler ödemekte ya da doğrudan ve dolaylı bir biçimde destek yöntemleriyle vatandaşlarının kültür değerlerini paylaşmasını sağlamaktadır.

Bu nedenle yabancı ülkelerin birçoğunda, çeşitli gazete ve dergilerin yanı sıra yerel ve yöresel yayınlar da çok kolayca müşteri bulabilmektedir.

Teknolojik Gelişme

Teknolojik gelişme, özellikle kitle iletişim araçlarının üretiminde büyük kolaylıklar sağlamıştır. Dolayısıyla iletişime ilgi, elde olmayan nedenlerle ertelenmemektedir.

Yazı, dizgi, baskı teknik ve yöntemleri, bir yandan kolaylaşırken bir yandan da yaygınlaşmıştır. Gazete sabahın erken saatlerinde, gerekli haberlerle okuyucuya sunulmakta, isteyen artık bilgisayar ve “printer”ı sayesinde “gazetecik” basabilmektedir.

Türkiye’de bile hemen her ilçenin birkaç radyosu, her ilin ise bir-iki televizyonu bulunmaktadır. Bu gelişmeler de yerel ve yöresel basına olumlu katkılar sağlamıştır.

Kamuoyunun Oluşmasına Katkı

Genelde, ulusal ya da uluslararası kitle iletişim araçları, bireylere düşünemedikleri, ulaşamadıkları dünyayı sunarken, onların içinde yaşadıkları sorunları çözememekte ve toplum üyeleri kendi sorunlarıyla baş başa kalmaktadır.

Yerel basının temel özelliği ise yayımlandığı yörede, bireylerin sorunlarını çözmelerine yardımcı olmak, bireyler arasındaki ilişkilerin olumlu yönde gelişmesini sağlamak, yerel düzeydeki kamuoyunun oluşmasına katkıda bulunmak ve bu arada yerel yönetimleri bir ölçüde denetleyerek, eleştirerek kamu görevi yapmaktır.

Bunun için yöre halkının değerlerini tanımak çok önemlidir. Çünkü hiçbir yaygın basın gazetecisi ya da çalışanı, yöre halkını yerel basın çalışanı kadar tanıyamaz. Bu çok önemli bir özelliktir. Yörenin özelliklerini, en ince ayrıntısına kadar, yörenin gazetecisi, yerel gazeteci bilir. Yaygın gazetecinin bunları bilemediği de zaman zaman aktarılan yanlış bilgi ve yorumlardan ortaya çıkmaktadır.

Yerel basın, bölgenin ve bölgede yaşayanların her türlü sorununu ve bu sorunların karşısında üretilebilecek çözüm önerilerini gündeme getiren, tartışan, yerel yönetim ile merkezi yönetim arasında köprü işlevi gören, halkın gözü kulağı olduğu kadar, yerel yönetimin dili de olabilen bir işleyişle, kişileri küreselleşme girdabından biraz olsun alıkoymaktadır.

Aslında yerel basın, bir yönüyle ülke basınına malzeme sağlamakta, onları uyarıcı görevler görmekte, onlara yardım ortamı hazırlamaktadır.

Günümüzde yerel basın, yöre halkının kültürel kimliğini korumak, haklarına sahip çıkmak, yöreye saygın bir konum kazandırmak görev ve yükümlülüğünü de üstlenmektedir.

Çünkü birey, yerel ilişkilerle yaşadığı çevreye, kültüre ve topluluğa daha yakın bir bağlılık ve ortaklık duygusuyla yaklaşmaktadır. Bu noktada da yerel basın, bireyin yöresel yaşamındaki en büyük yardımcısı ve başvuru kaynağı olmaktadır.

Yerel basın, doğrudan bölge halkıyla iç içe yaşadığı için, bölgede gelişen olaylara çok daha yakındır. Bölgeyi ve bölge halkını iyi tanır. Yerel halk, kendi gazetesinde kendi sorunlarını, gelişmelerini, sesini, yüzünü görür, Kendisiyle ilgi­li her şeyi daha yakından izler; olaylara daha yakından sahip çıkar.

Yöre halkının moral kaynağı olan yerel basın, bireylerin, çevreleriyle ve kendileriyle barışık, ilgili, bilgili ve yetkilileri yönlendirici yaşamalarını sağlamakla yükümlü, dolayısıyla da çok önemli bir görevi üstlenmiş bir kurumdur.

İletişimin çevre koşulları içinde, yerel gazeteler bir anlamda yerel halkın kulağı, gözü ve sesidir. Bu gazeteler halkın kimi zaman günlük yaşamını düzenler. Bu nedenlerle modern yerel gazeteler, kitle iletişimi açısından toplumun en öncelikli araçlarıdır.

Yerel gazeteler, zaman zaman devlet temsilcileri ile kamu yetkililerinin, kullanım ve propaganda aracı olarak görülseler de aslında yörede yönetenlerle yönetilenler arasında bir köprü durumundadırlar.

Yerel kamuoyunun temel iletişim aracı olan yerel basın, yöredeki kamusal çalışmaların, yatırımların, uygulamaların da denetçisi konumundadır.

Çünkü küçük kentlerde, yabancılaşma büyük kentlerdeki gibi olmadığından, gazeteci, yakın çevresindeki gelişmelerle daha bir ilgilidir. Yoğun bir küreselleşmenin yaşandığı günümüzde, bir yandan yerel ve yöresel kalma eğilimi de gelişmektedir.

Bireyler “zorunlu dünya vatandaşı” olurken, yerel bağlarını koparmanın kendilerini yalnızlığa sürükleyeceği bilincini taşımaya başlamışlardır. Bir yandan da siyaset ve yönetimdeki merkeziyetçilik terk edilmeye başlanmıştır.

Yerel Basının İşlevi

Basın, giderek küçülen Dünya’da uluslararası bir boyut kazanırken, ulusal ve yerel basın da bu uluslararası yapılanmanın bir parçası olarak etkinliklerini olanca güçleriyle sürdürme çabasındadırlar.

Sınırların bile kaldırılma eğilimine girildiği dünyada toplumlar, bütün bir gün boyunca, yüzlerce kanaldan gelen haberlerle artık dünya vatandaşlığını yaşamaktadır.

Küreselleşme, hangi alanda olursa olsun, ekonomiden sanata, bilimden iletişime herhangi bir çalışmada, üretimde, yapımda, dünya çapında geçerliliği, ağırlığı, öncülüğü olan normların, ölçütlerin dikkate alınması ya da etkili hale gelmesi, benimsenmesi; dünyaya açılarak yerelliğin, ulusallığın reddedilmeksizin dışına çıkılması ve evrensellikle bağdaştırılması, birleştirilmesidir.

“Malların, sermayenin, hizmetlerin enformasyonun ve emeğin tek tip düzenleme altında dünya çapında dolaşımı ve bunun giderek anındalaşmaya yönelmesi” ya da başka bir tanımla “Dünya’nın tek bir mekan haline gelmesi süreci” olarak da açıklanmaya çalışılan toplumlararası bütünleşme, özellikle kitle iletişim araçlarından aktarılan haberlerde, görüntülerde yaşanmaktadır.

Ancak her toplum, tüm bütünleşme görüntülerine rağmen kendi kimliğini, varlığını, kültürünü ve yaşam biçimini de koruma içgüdüsüyle davranmaktadır.

Yerel basın, yayımladığı haberler, fotoğraflar, ele aldığı sorunlar, kentin gereksinimleri, kentteki kültürel ve sosyal etkinliklere ilişkin aktardığı bilgilerle bireye “yaşanan yer” duygusunu, yaşadığı yerin bir parçası olduğu düşüncesini kazandırmaktadır.

Bu nedenlerle hemen hemen tüm gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, kitle iletişim araçları iki yönlü bir ilerleme süreci içine girmişlerdir. Bir bölümüyle sınırları aşan bir bütünleşme süreci yaşanmakta; öte yandan da hemen hemen her kent, her kasaba, hatta her semt, her mahalle yerel gazeteye, radyoya sahip olmak istemektedir.

Bu gelişmeler çerçevesinde basın, ister yerel, ister bölgesel, ister yaygın (ulusal) olsun, ortak işlev, görev ve sorumluluklara sahiptir. Ancak bu görev ve sorumluluklar, gazetelerin nitelikleri ya da özellikleri nedeniyle göreceli olarak değerlendirilemez. Bu nedenle, yerel gazetelerin işlevleri, görevleri ve sorumlulukları, en az yaygın basın kadar önemlidir.

Bunun somut kanıtı da birçok Avrupa ülkesindeki yerel-bölgesel basının toplam tirajının, yaygın basının toplam tirajından birkaç kat fazla olmasıdır. Bu belirleme şöyle değerlendirilmelidir: “Anılan ülkelerde halk, yaygın basından daha çok yerel-bölgesel basına ilgi ve gereksinim duymaktadır.”

“Türkiye’de Yerel”e Yöneliş

Türkiye’de de merkezi ekonomik, siyasi, kültürel, sanatsal ve iletişimsel anlayış terk edilerek, merkezde toplanmış yetkilerin ülkenin ve çağın koşullarına uygun olarak, yerel yönetimlere kaydırılması gerektiği düşüncesi ağırlık kazanmaktadır.

Türkiye’de artık, bölgesel yönetimlerin, meclislerin ve ekonomilerin ön plana çıkarılması tartışılmakta, bu konuda çeşitli tasarılar hazırlanmaktadır.

Çünkü Türkiye’de yaşanan önemli tıkanıklıkların başında, yerel anlamda büyüyen sorunlara, merkezin hemen hiçbir şekilde yetişememesi, büyüyen yerel sorunları çözememesi, bu sorunları çözememenin yanı sıra bu sorunlarla uğraşırken hem parasal hem de zamansal kaybına uğraması yatmaktadır.

Bu nedenlerle artık yerel yönetimlerin öncülüğünde, her kentin ve bölgenin kendi yatırımlarını ve gereksinimlerini gidermesi, sorunlarını çözmesi gerekmektedir.

Bu anlamda yerel yönetimlerin artık çağa ve ülkenin gereksinimlerine göre, nitelikli kadrolarla, akılcı ve işlevsel organizasyonlarla, parasal kaynakları güçlendirilmiş bir yapıya sahip olmaları gerekmektedir.

Habitat II. Kent Zirvesi

Nitekim 1996 Haziran ayında İstanbul’da düzenlenen, “Birleşmiş Milletler Konferansı, Habitat II. Kent Zirvesi, Türkiye Ulusal Rapor ve Eylem Planı”nda, yerel yönetimlerin geliştirilmesi için ortaya atılan bir dizi önlem arasında şunlar dikkat çekicidir:

“Tüm ülke mekanı, hiçbir boşluk bırakmayacak biçimde kentsel alanlar ve onların hizmet ettiği kırsal kesimleri de içeren yerel yönetim ağıyla kaplanmalıdır.

Böyle bir yerel yönetim sisteminin güçlü kılınabilmesi için, yetki alanının genişletilmesi gerekir. Bu genişletmekte, ‘subsidiarity’ (hizmetin en yakın yönetim biriminde üretilmesi) ilkesi esas alınmalıdır.

Yerel yönetimlerin yetkilerinin geliştirilmesi demokrasinin kalitesinin gelişmesini otomatik olarak sağlamaz. Yerel yönetimlerin yetki alanlarının genişletilmesinin demokrasiyi geliştirici bir etki yapabilmesi için saydam ve etkili bir denetim ve ahlak hesap verme mekanizmasının kurulması, katılımcı süreçlerin geliştirilmesi ve bu konuda kurumsal kanalların açılması gerekir.”

Aynı raporun bir başka maddesinde de“Yerel yönetimlerin yeniden düzenlenmesinde, yerel yönetimler ile halk arasında yakınlaşmayı sağlamak, yönetime doğrudan katılma ve denetim olanaklarını artırmak, yerel yönetime temel dayanak noktaları oluşturmak, halkla yüz yüze ilişkileri, bilgi alış verişini geliştirmek amacıyla “mahalle” bir ilk basamak yerel yönetim birimi olarak, yeni bir işlevsel yapıya kavuşturulmalıdır.”denilmektedir.

Görüldüğü gibi, ABD ile Avrupa ülkelerinden çok geç olsa bile Türkiye’de“yerel”e yeniden yönelişin girişimleri başlatılmaktadır.

Ekonomik ve toplumsal gelişmenin yanı sıra bu girişimler de Türkiye’de yerel gazeteciliğe büyük bir ivme kazandıracaktır. Çünkü yerel basın, ülkenin gelişmesine koşut bir biçimde büyümektedir.

Prof. Dr. ATİLLA GİRGİN