Makaleler Slogan

Yanlış yapmayan insan yoktur.
İnsanlık, yanlışlığı kabul ve düzeltmekle ölçülür.

Einstein

Makaleler Başlık

Makaleler

Yazılı İletişimde Meslek İlkeleri ve Basın Konseyi (A) (İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, 2007. 27. sayı.)

Giriş
Arapça “hulk” kelimesinin çoğulu “ahlak”, Osmanlıca-Türkçe Sözlük’te “İnsanın yaratılıştan ya da sonra eğitimle kazandığı ruh ve kalp halleri, huylar.” olarak tanımlanmaktadır.(1)

Ahlak, yanlış ve doğru, iyi ve kötü, erdem ve kusur ile yaptıklarımızı ve yaptıklarımızın sonuçlarını değerlendirmeyle ilgilidir.
Ahlak felsefesi ya da etik, ahlakı konu edinen felsefe dalıdır. Kullandığımız ahlak terimlerini ve ahlaki yargılarımızın temel ilkelerini çözümleyen etik, takındığımız ahlaki tutumlarımız ardında yatan yargılarımızı ele alır.(2)
Genel anlamda meslek ahlak ilkeleri ya da kuralları, hukuk yasalarında yer almayan, ancak mesleki etkinlik açısından önemli olan uygulamalarla ilgili yükümlülükleri ve kuramları içinde bulundurmaları nedeniyle, meslek üyelerine rehberlik eden, ancak bağlayıcı olmayan yapısal bir özelliğe sahiptirler.(3)
Meslek üyelerinin genel ve ortak davranış biçimlerini belirleyen kurallar, temelde şu üç işlevi yerine getirirler: 1. Hizmet ilkelerini korumak, 2. Meslek içi rekabeti düzenlemek, 3. Yetersiz ve ilkesiz üyeleri ayıklamak.
Meslek kurallarının başka bir işlevi, meslek üyelerinin iş davranışları ve meslektaşlarıyla ilişkilerini düzenlemenin yanı sıra toplumun geri kalan bölümündekilerle ilişkilerini de, eşgüdüm içinde yürütmektir. Bu çerçevede, meslek ahlakı kurallarının, hem meslek grubunun davranışlarına dönük, hem de aynı grubun topluma karşı ödevlerine yönelik kurallar içerdiği bir gerçektir.

Gazetecilerin Meslek İlkeleri
Gerek işin yapılması, gerekse meslek grubunun üyelerinin kendi aralarındaki ve toplumun geri kalan bölümleriyle ilişkilerinin düzenlenebilmesi için, gazetecilikte de bazı kurallara gereksinim duymuştur.
Batı dünyasında, gazetecilik alanında “etik” denilince, akla okurla karşılıklı güven içinde ilişki kurmak ve bunu sürdürmek amacıyla gazeteciler tarafından alınan önlemler gelir. Etik, görece özgür biçimde çalışan gazetecilerin, artan çeşitli baskılara karşı kendilerini ve mesleklerini korumak, okurun güvenini kazanmak amacıyla uymaya söz verdikleri kurallar olarak ortaya çıkmıştır.(4)
Gazetecilerin mesleklerini yaparken uymaları gereken kurallar: anayasa maddeleri, ceza yasaları, bazı ilgili yasalar, basın yasaları, onur yasaları, ahlak kuralları, etik kodlar, ahlaki standartlar, meslek ilkeleri, meslek kuralları, gazetecilerin haklarına ve yükümlülüklerine ilişkin bildirgeler, gazetecilik kuralları vb. gibi değişik adlar altında toplanmıştır.
Bazı ülkelerde ulusal ya da uluslararası iletişim birlikleri, dernekleri ya da sendikaları tarafından benimsenmiş kurallar uygulanmaktadır.
Birçok ülkede, anılan amaçlar için belirlenen kurallar, etik kodlar, deontoloji, ahlak ilkeleri vs. gibi adlar altında, basın-yayın kuruluşlarının özelliklerini belirleyen kuruluş belgelerinde yer almıştır.
Ülkelerin bazılarında ise bu iletişim ahlak kuralları, siyasal iktidarlar tarafından, kanunlar, kararnameler ve yönetmelikler çerçevesinde, zorunlu olarak kabul ettirilmiştir.

Basın Konseyleri ve Özdenetim
Yazılı basın ahlak kurallarının oluşturulma biçimlerinden biri ve en yaygını da, basın şeref divanları ya da basın konseyleri aracılığıyla, belirli kuralların gazeteciler tarafından derlenerek uygulanmaya çalışılmasıdır.
Basın konseylerinin başlıca işlevi, toplumla iletişim kurumları arasında bir “denge unsuru” olmalarıdır. Onlar, kitle iletişim araçlarıyla, bu araçların seslendikleri kitleler arasında bir aracı durumundadırlar. Ama her ikisinden de bağımsız bir konumda bulunduklarından, kitle iletişim araçları ve toplum tarafından “güvenilir olma” özelliğini taşırlar.
Basın konseylerinin ortak özelliği, basın özgürlüğünün kötüye kullanılmasını önleyerek, siyasal iktidarların basına müdahalesine fırsat vermeme amacına hizmet eden ve bizzat basın tarafından istenerek oluşturulan gönüllü kuruluşlar olmalarıdır.(5)
Bir başka deyişle, basının kendi kendini denetlemesi, yani “özdenetim” düzeni, devlet otoritesinin basına müdahalede bulunmasını önlemek ve kamuoyu karşısında saygınlığı olan bir basın yaratmak, gereksiniminden kaynaklanmıştır.
Özdenetimle anlatılmak istenen, mesleki saygınlığı sağlamak, doğru güvenilir haber vermek, yorumları inanılır kılmak, okuyucunun güvenini sürdürmek için yapılması ve yapılmaması gerekenlerin bütünüdür.(6)
Özdenetim belgelerinde yer alan kuralların büyük bölümünün, özellikle basının bilgi verme ve doğru bilgi verme temel işlevine ilişkin olarak, belirli ortak noktaları vardır. Bu bağlamda, gazetecinin bilgiye ulaşma, yorum serbestliği ve özgürlüğünü koruma yükümlülükleri mevcuttur.
Gazeteci, gerçeği ifade etmenin sonucu olarak, haberi yanlı ve yanıltıcı biçimde çarpıtmaktan kaçınmak, bilginin doğruluğunu sınamak, gerekli düzeltmeleri yayımlamak, mesleki sırları korumak, haber kaynaklarını açıklamamak, ilkelerine uymak zorundadır.

Yükümlülükler ve Değer Yargıları
Öteki yükümlülükler, daha çok temel ahlak yargıları düzeyindedir. Hakaret ve sövmeden ya da özel hayatı açıklamaktan kaçınmak, şiddete ya da ahlak dışı davranışlara karşı fazla hoşgörülü bir tavır izleyerek, genel ahlak ölçütlerini yozlaştırmamaya özen göstermek, bilgi almak amacıyla dürüst olmayan yöntemlere (gazetecilik kimliğini saklamak) başvurmamak, gibi.(7)
Öteki değer yargıları ise gazeteciler arasında dayanışmaya ilişkindir; fikir hırsızlığının ve haksız rekabetin yasaklanması, karşılıklı yardımlaşma gibi. Bu yükümlülükler, aynı zamanda bazı yasalarda, hakları da belirler. En sık anılanları, bilgi kaynaklarına başvurma özgürlüğü, kamuyu ilgilendiren tüm konuları özgürce araştırma ile inançlarına ve vicdanlarına ters gelen mesleki faaliyetleri reddetme hakkıdır.(8)
Öte yandan, basın ahlak yasaları, iletişimcilerin topluma karşı davranışlarını da düzenler. Bunlar, iletişimcilerin mesleksel davranışlarını ve tutumlarını düzenleyici kurallardır.

Tarihsel Süreç
Basın mesleği, Avrupa’da 17. Yüzyıl’ın başlarında gazetelerin yayımlanmasıyla (Avisa Relation Oder Zeitung-1609-Almanya), (Relation-1609-Fransa), (Gedenck Wurdige Zeitung-1610-Almanya), (Nieuwe Tijdingen-1619-Hollanda), (The Weekly News from Italy and Germany-1622-Hollanda), (La Gazette-1631-Fransa), (Gazetta Publica-1640-İtalya) ortaya çıkmıştır. Gazetecilik, Batı toplumlarında, 19. Yüzyıl sonu ile 20. Yüzyıl başında “önemli bir meslek” olarak adlandırılmıştır.(9)
Gazetecilikte mesleki bilgilerin paylaşılması, etik ölçütlerin belirlenmesi, meslek üyeleri arasında dayanışma ve yardımlaşmanın gerçekleştirilmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi yolunda bazı birliklerin kurulmasına, ilk kez 1874 yılında, İsveç Basın Birliği’nin oluşturulmasıyla başlanmıştır. (10)
1901 yılında da, bir yasayla İsveç Gazeteciler Federasyonu kurulmuştur. Fazla benimsenmeyen bu yasanın ortaya çıkışından yaklaşık 15 yıl sonra, 1916’da, bugün bilinen İsveç Basın Ahlak Yasası oluşturulmuştur. Söz konusu yasa, 1923, 1953, 1969 ve 1974 yıllarında gözden geçirilerek değiştirilmiştir. Anılan basın ahlak yasası, hem yazılı basına, hem radyo televizyon çalışanlarına, hem de reklamcılık sektörüne hitap etmektedir.(11)
Avrupa’da tüm kıtayı kapsayacak biçimde bir gazetecilik etik’i oluşturulması çabasının üç önemli taşı: 1954 Bordeaux Bildirgesi, 1971 Münih Bildirgesi ve 1993’te Avrupa Konseyi’nde hazırlanan aynı yöndeki bir metindir.
ABD’de ise Amerikan Gazete Editörleri Cemiyeti’nin 1923’te yayımladığı metin, ilk “İlkeler Dizisi” sayılmaktadır. Onu 1929’daki Pan Amerikan Basın Konferansı’nın belirlediği genel kurallar izlemiştir.(12)

Türkiye’deki Gelişmeler
Osmanlı Basın Tarihi’nin ilk üç Türkçe gazetesi, Vakayi-i Mısriye (1828), Vakayi-i Giridiye (1830), Takvim-i Vakayi’dir (1831).
Ancak, Osmanlı’da ilk özdenetim çalışmaları değil de, ilk yasaklar 1858’de başlamıştır. Sultan Abdülaziz, İstanbul’da yalnızca 2 gazete (Takvim-i Vakayi, Ceride-i Havadis) ile bir dergi (Vakayi-i Tıbbiye) yayımlanırken, 1858 yılındaki Ceza Yasası’na basın özgürlüğünü sınırlayıcı maddeler koydurtmuştur.(13)
İlk basın yasası sayılan 1864 Matbuat Nizamnamesi ile Ali Kararname (1867), basın özgürlüğünü hiçe sayan yasal yapıyı oluşturmuş; 11 Mayıs 1876’da da başka bir kararnameyle ilk sansür uygulaması belgelenmiştir.(14)
Matbuat Nizamnamesi, siyasi gazete çıkarmak isteyenlerin ruhsat almalarını öngörmüştür. Nizamnamede ayrıca, çeşitli basın suçları için verilecek cezalar da belirlenmiş; hapis ve para cezalarının yanı sıra geçici ya da süresiz kapatma cezaları getirilmiştir.(15)
Devlet yöneticileri daima “resmi basın”, “uysal basın”, “sorun yaratmayan basın” arayışı içinde olduklarından, Osmanlı ve Türk Basın Tarihi, özgür yayın girişimleriyle bunu engellemek için konulan sınırlamalar ve yasaklamalar manzumesidir. Bu gerçek, “Meşrutiyet”, “Mütareke”, “Kurtuluş Savaşı”, “Cumhuriyet’in İlk Yılları”, “Tek Partili Dönem”, “Çok Partili Dönem” ve sonraları için de değişmemiştir.(16)

Türk Basını’nda İlk Özdenetim Girişimi
Türkiye’de, 1960 yılına kadar, basının özdenetimi için herhangi bir kurumsal girişimde bulunulmamıştır. 27 Mayıs l960 tarihinden önceki deneyimler ve sonraki gelişmeler, basının özdenetim gereksinimini gündeme getirmiş ve İstanbul (Türkiye) Gazeteciler Cemiyeti ile İstanbul (Türkiye) Gazeteciler Sendikası’nın ortak girişimi sonucu, 24 Temmuz 1960 günü, saat 15.00’te düzenlenen törenle, Basın Ahlak Yasası, gazeteciler ve yayın kuruluşları temsilcileri tarafından imzalanmıştır.(17)
Uygulamaları denetlemek için de, Basın Şeref Divanı’nın kurulduğu aynı törende, 24 Temmuz (2. Meşrutiyet’in ilanı ile sansürün kaldırılış tarihi) “Basın Bayramı” ilan edilmiştir.

195 Sayılı Yasa
Yukarıdaki kararda sözü edilen, 9 Ocak 1961 tarih ve 195 sayılı Basın İlan Kurumu Teşkili’ne Dair Kanun’un 49. maddesinin ilk paragrafı ile (a) bendine göre:
“Kurum tarafından o gazete ya da dergiye verilecek ilan ve reklamlar, kesinleşen yönetim kurulu kararına dayanılarak, Kurum Genel Müdürlüğü’nce, iki ayı geçmeyecek bir süre ile kesilir. Ayrıca bu kanunla temin edilen menfaatlerden de aynı şekilde faydalandırılmaz.”
Kanunun 49. maddesinin (b) bendinin 2. paragrafında ise, “kapatmaya ilişkin kararlara 10 gün içinde mahallin en yüksek Asliye Hukuk Hakimliği nezdinde itiraz edilebileceği, hakimin en geç 15 gün içinde, evrak üzerinden karar vereceği ve bu kararın kesin olduğu” hükmü yer almıştır.(18)

Hükümler
Basın İlan Kurumu Genel Kurulu’nun, 20 Mayıs 1964 tarihinde aldığı 25 no’lu kararda, “Basın Ahlak Esasları” şöyle belirlenmiştir:
“Madde 1- 195 sayılı Kanun’un 49. maddesinde sözü edilen (Basın Ahlak Esasları) aşağıda gösterilmiştir:
1. Bir amme müessesesi olan gazetecilik mesleği, bu mesleğin dışında kalan özel ya da ahlaka aykırı maksat ve menfaatlere alet edilemez ve amme menfaatlerine zarar verici bir şekilde kullanılamaz.
2. Yazı, haber, fotoğraf ve sair şekillerde yapılacak yayınlarda, şu hususlara riayet edilir:
a) Ahlaka aykırı ya da müstehcen yayında bulunulamaz.
b) Şahıs, müessese ve zümreleri hedef tutan yazılarda, galiz kelimeler kullanılamaz, şeref ve haysiyetlere karşı haksız yayın yapılamaz.
c) Amme menfaatini ilgilendirmeyen hallerde, fertlerin hususi hayatları, küçük düşürücü şekilde teşhir edilemez.
d) Şahıslar, müesseseler ya da zümreler aleyhinde iftira ve isnatta bulunulamaz.
e) Din istismar edilemez.
3. Haberlerde ve olayların yorumunda hakikatlerden tahrif ya da kısaltma yoluyla maksatlı olarak ayrılınamaz, doğruluğu şüphe uyandırabilen ve tahkiki gazetecilik imkanları içinde bulunan haberler, tahkik edilmeden ve doğruluğuna emin olunmadan yazılamaz.
4. Gazetenin ya da gazetecinin şahsi ya da taraf tutan kanaatlerine, haberlerin metninde yer verilemez.
5. Haber başlıklarında, haberin ihtiva ettiği hususlar tahrif edilemez.
6. Amme menfaati mutlak lüzum göstermedikçe, “mahrem” kaydıyla verilen malumat yayımlanamaz.
7. Gazeteci, kaynakların mahremiyetini koruyacak ve kendisine verilen sırlara saygı gösterecektir.
8. Haber, yazı ya da resim kaynaklarının, yayın tarihi için koydukları zaman kaydı ihlal edilemez.
9. İlan, reklam mahiyetindeki haber, resim ya da yazıların, ilan ya da reklam olduğu, tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirtilir.
10. Mevkutelerin verdikleri yanlış bilgilerden dolayı yollanacak haklı cevap ya da tekzipler, cevap ya da tekzibe neden olan yazının tesirini tamamıyla giderecek şekilde, en kısa bir zamanda yayımlanır.
11. Yazı, haber, fotoğraf ve sair şekillerde yapılacak yayınların kaynaklarıyla, kadro mensupları, baskı ya da fiili satış adedi okuyucuya açıklanmak istendiği takdirde, yanlış ya da yanıltıcı bilgi verilemez.(19)

Basın Şeref Divanı
Basın Ahlak Yasası’nın uygulanmasını sağlamak için oluşturulan Basın Şeref Divanı’nın 10 üyesi şunlardır:
“Gazeteciler Cemiyeti (İstanbul) 1, İstanbul Gazeteciler Sendikası 1, Ankara Gazeteciler Cemiyeti ve Sendikası 1, İzmir Gazeteciler Cemiyeti ve Sendikası 1, Türkiye Gazete Sahipleri ve Sendikası 1, Türkiye Gündelik Siyasi Gazete Sahipleri Sendikası 1, Türkiye Gazete Sahipleri Federasyonu 1.”

Çalışma Biçimi
Basın Şeref Divanı’nın “çalışma tarzı” şöyle belirlenmişti:
“Basın Şeref Divanı, Ahlak Yasası’na aykırı hareketleri ya kendiliğinden, ya da menfaatleri ihlal edilen ilgililerin yapacakları şikayetler üzerine inceler.
Müracaat, ihbar ve şikayetler, Genel Sekreterliğe yazılı ve gerekçeli olarak yapılır. Mücerret ve umumi talepler kabul edilmez.
Ferdi müracaatların Divan tarafından ele alınabilmesi için, müracaat sahibi, şikayet konusu olan meselede her türlü dava hakkından feragat ettiğini bildirir bir feragatnameyi imzalayacak ve Genel Sekreterliğe (50) Türk Lirası tevdi edecektir. Aciz halinde bulunduğu tespit edilenlerden bu ücret alınmaz.
Divan, kazai mercilerde görülmekte olan davaları ele alamaz.
Genel Sekreter, konuyu Divan’a getirmeden evvel, yayını bahis konusu olan gazetenin iddialara karşı yazılı cevabını alacaktır. Divan lüzum görürse, ilgilileri ayrıca şifahi olarak izahat vermeye davet edebilir.
Aksine karar alınmadıkça, oyların veriliş tarzı gizli tutulur. Divan çalışmaları kapalı oturumlarda yapılır. Müzakereler ifşa edilemez.”

Görev ve Yetki
Basın Şeref Divanı’nın görev ve yetkileri şöyle sıralanmıştır:
“Divan, ihtar ya da takbih kararları alabileceği gibi, uzlaştırma yoluna da gidebilir. Takbih edilen hadisenin arz ettiği önem büyükse, Divan, kötü hali görülmüş gazetecinin, mensup olduğu basın teşekkülünden ihracı hususunda, yetkili organların dikkatini çekecektir.
Basın Şeref Divanı, karara bağladığı meseleyi, bir tebliğle umumi efkara duyuracaktır.
Uzlaştırma kararlarının yayını, tarafların rızası ve Divan’ın kararına bağlıdır. Bu tebliğ, ahlak yasasına uymayı taahhüt eden bütün neşir organlarında yayımlanacağı gibi, diğer yayın vasıtalarından da faydalanılacaktır.
Verdiği taahhüde rağmen, kendisiyle ilgili tebliğleri yayımlamaktan kaçınan mevkutenin bu hareketi, Divan tarafından ayrıca teşhir olunacaktır.
Basın Şeref Divanı, her faaliyet yılı sonunda, umumi bir rapor yayımlayacaktır.
Basın Ahlak Yasası’nı imzalayan mevkuteler, her sayılarında kolayca görülebilecek bir yere şu ibareyi koyar: “Bu gazete (ya da ajans ve dergi) Basın Ahlak Yasası’na uymayı taahhüt etmiştir.”(20)

Divan’ın Başarısızlığı
Basın Şeref Divanı deneyiminin, başarısızlıkla sonuçlanmasının nedenleri şöyle özetlenmektedir:
1. Basın Şeref Divanı’nın, yalnızca ceza verici bir örgüt olarak kurulması, dolayısıyla, basın mensuplarınca, adeta bir umacı gibi görülmesi ve bu yüzden sevgi ve prestij elde edememesi.(21)
2. Uyguladığı teşhir niteliğindeki ahlaki yaptırımın etkili olamaması ve bu yaptırımın, gazetecileri yeni hareketleri tekrarlamaktan alıkoyacak bir araç niteliği taşımaması.
3. Basın İlan Kurumu Yasası’nın 49. maddesinin işletilmesi yoluyla, ahlak yasasını ihlal eden gazeteler aleyhinde, ilan kesme tarzındaki mali yaptırımların uygulanmasına teşebbüs edilmesinin, gazetecilerin can evine dokunmuş olması nedeniyle, ters yönde işlemesi ve gazetelerin taahhütlerini geri alarak, Basın Şeref Divanı’ndan çekilmeyi yeğlemeleri.
4. Şeref Divanı’nın, çalışmalarının devamını sağlayacak mali kaynaklardan yoksun hale düşmesi.
5. Türkiye’deki siyasal hayatın ve ideolojik tartışmaların, kazandığı yoğunluk dolayısıyla, Basın Ahlak Yasası’na aykırı hareketlerin çoğalması ve dolayısıyla kurulan büronun bunları izleyemez hale gelmesi. Arada bir yapılan kovuşturmaların ise bu nedenle bir tür adaletsizlik duygusu yaratması.
6. Basın Şeref Divanı’nın, gerek basın mensupları arasında, gerek Türk kamuoyunda arzulanan itibarı elde edememiş bulunması: Divan kararlarının, ahlaki bir yaptırım olarak kamuoyunda gerektiği biçimde etki yapamaması.
7. Türk kamuoyunun, Basın Ahlak Yasası’na aykırı yayınlarda bulunan gazeteciler üzerinde, etkili bir denetim gerçekleştirememesi.
8. Türk basınında, belirli ahlaki standartların, kuşaktan kuşağa geçen bir kültür mirası olarak henüz yerleşmemiş bulunması.
9. Türkiye’deki süreli yayınların, esas itibariyle patronlarının etkileri altında bulunmaları nedeniyle, basında çalışanlara yönelik bir yaptırımın etkili olmasına olanak bulunmaması.”
Basın Şeref Divanı’nın, askeri darbe koşullarında kurulduğu, 1960 ihtilalinin etkisinin azalması ve parlamenter sistemin işlemeye başlamasıyla öneminin azaldığı ve işlerliğini yitirdiği görüşü de, önemli bir iddia olarak savunulmaktadır.(22)
Öte yandan, Basın Şeref Divanı’nın faaliyete geçtiği 1960 yılı Ağustos ayından, işlevinin fiilen sona erdiği 1967 yılı sonuna kadar incelediği olay sayısı 148’dir. Bunların 102’si başvuru üzerine,46’sı da resen ele alınmıştır. 148 olaydan 72’sinin, Basın Ahlak Yasası’na aykırı yayınlarla ilgili olduğu belirlenmiştir. Bu yayınlardan 27’si kınanmış, 33 olayda ihtarda bulunulmuş, öteki 12’si için uyarma ve dikkat çekme yollarına gidilmiştir.
Bu arada, Basın Ahlak Yasası’nın 8 yıl içinde en fazla ihlal edilen maddesi, ikinci madde olmuştur. 41 kez ihlale uğradığı belirlenen bu maddenin özellikle, “Şahıs, müessese ve zümreleri hedef tutan yazılarda galiz kelimeler kullanılamaz, şeref ve haysiyetlere karşı haksız yayın yapılamaz.” hükmünün yer aldığı (b) bendi ile iftira ve isnatları yasaklayan (d) bendine aykırı yayınlarla karşılaşılmıştır.(23)

IPI’nin Basın Ahlak İlkeleri
Basın Şeref Divanı deneyiminin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine, uzun süre bu konuda herhangi bir girişim yapılmamıştır. Ancak, 14 Şubat 1972 tarihli genel kurul toplantısında, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti, Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) tarafından hazırlanan, 9 maddelik “Gazetecilerin Basın Ahlak Kuralları”nı kabul etmiştir.(24)
Bu ilkeler şunlardır:
1. Gazeteci ve gazete yazarları, halka kesin ve doğru haber vermeye dikkat etmeye mecburdurlar. Bunlar, haberlerin ayrıntılarıyla doğru olduğunu kontrol etmekle mükelleftirler. Esaslı bir noktanın isteyerek değiştirilmesi ya da unutulması yasaktır.
2. Gazetecilik, halk yararına hizmet etmelidir. Halk yararı aleyhine şahsi bir çıkar aramak ya da özel bir yarara üstünlük vermek, gazetecilik mesleğiyle kabili telif değildir.
3. Basın yoluyla namus ve haysiyet kırıcı yazılar yazmak ya da iftira ve isnatlarda bulunmak, hakaret etmek, tediyeler kabul etmek, ve sahibinin haberi olmadan aktarma yapmak, ağır mesleki suçlar teşkil eder.
4. Halk lehine iyi niyet taşımak ve göstermek, mesleki vazifelerin temelini teşkil eder. Neşri sırasında doğru olmadığı açık surette görülen yanlış haberlerin, onu neşredenler tarafından derhal hakikatin yayınlanması suretiyle tashihi mecburidir. Doğruluğu teyit edilmemiş bütün rivayet ve haberler bu kayıtla neşredilmelidir.
5. Bir gazeteci, ancak haysiyet ve vakarını, tarafsızlığını ispat edebileceği bir vazifeyi kabul etmelidir.
6. Bir haber ya da yorumun muharriri, yazısının doğruluğunu garanti ettiğini belirtmedikçe, onun mesuliyetini taşır.
7. Herkesin namus ve itibarına hürmet etmek icap eder. Bir kimsenin şeref ve şöhretini zedeleyecek şekilde hususi hayatiyle ilgili haberler ve yorumlar yapmak yasaktır. Yalnız memleket ve amme menfaatine yapılan bu çeşit neşriyat, bu yasağın dışındadır. Bir kimsenin itibarını zedeleyecek böyle bir haber yayımlandığı takdirde, bu neşriyatta bahis konusu olan kimsenin, yapılan neşriyata cevap vermesine müsaade edilmelidir.
8. Yabancı bir memleketteki hadiselerin tasvir ve tahlili, ancak bu memleketler hakkında, sahih ve tarafsız bilgilere sahip gazeteciler tarafından yapılmalıdır.
9. Gazeteci, bir haberi ya da fotoğrafı almak için, namuskarane usullere başvurmalıdır.
Bu dokuz ana kural, gazetecilik mesleğini yapacak olanların, bunları taahhüt etmesi prensibi üzerine vazedilmiştir.” (25)

Basın Konseyi
1986 yılında, Oktay Ekşi, Hasan Cemal, Güneri Cıvaoğlu, Yalçın Doğan, Teoman Erel, Orhan Erinç, Yurdakul Fincancı, Güngör Mengi ve Rauf Tamer, bir çalışma grubu oluşturarak, “Daha özgür, daha saygın bir basına kavuşmak isteyen gazetecilerin, kendi özgür iradeleriyle bir araya gelmelerini sağlayan bir ortak zemine dayanarak, Türk basınının kendi kendini denetlemesi konusunda, batı demokrasisi içindeki ülkelerde başarılı örnekleri bulunan bir sistemi getirebilmek ve yaşatabilmek” amacıyla öneriler toplamaya başlamışlardır.
Bu çalışmalara, İstanbul (Türkiye) Gazeteciler Cemiyeti ile İzmir Gazeteciler Cemiyeti temsilciler göndererek katkıda bulunmuştur. Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Oktay Kurtböke de, kendisini ve sendikayı angaje etmeden bu çalışmalara katılmıştır.(26)
Hazırlanan “Basın Konseyi Sözleşmesi” ve “Basın Meslek İlkeleri” taslaklarına, 294 basın mensubunun eleştiri ve önerileri çerçevesinde, 1988 yılının Ocak ayında son biçim verilmiştir. Basın Konseyi, 28 gazete, 22 dergi, 11 haber ajansı, 6 yayın kuruluşu ve 6 basın kuruluşu temsilcilerinin, Basın Konseyi Sözleşmesi’ni imzalamalarıyla 6 Şubat 1988’de kurulmuştur.(27)

Sözleşme
Basın Konseyi Sözleşmesi’nin 1. Maddesi’nde şöyle denilmektedir:
“Özgürlükçü bir demokratik sistemin temel taşı olan, ‘halkın gerçekleri öğrenme hakkı’nı savunmak; özgür ve sorumlu basının ve basın mensuplarının, meslek uygulamalarını, özgür ve saygın bir basından beklenecek düzeyde sürdürmelerine yardımcı olmak üzere, bu amaçları Basın Meslek İlkeleri şeklinde düzenleyip benimseyen gazetecilerin imzaladıkları bu sözleşmeyle bir Basın Konseyi kurulmuştur.”(28)

Basın Konseyi’nin yapısı
Basın Konseyi’nin ilk kuruluşundan bu yana 3. organ olarak var olan “Temsilciler Kurulu”, 15 Mart 1997 günü yapılan 10. Genel Kurul toplantısında kaldırılmıştır.
Buna karşılık Basın Konseyi Üyeler Kurulu’nun kapsamı genişletilmiş, böylece Basın Konseyi’nin tüm üyelerine Yüksek Kurul seçimlerinde oy hakkı verilmiştir.
Aynı değişiklikle, Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nun da kapsamı genişletilmiştir.
Sözleşme’nin 2. Maddesi’nin son biçimi şöyledir:
“Basın Konseyi’nin organları:
1) Basın Konseyi Üyeler Kurulu (BKÜK),
2) Basın Konseyi Yüksek Kurulu’dur. (BKYK),
Basın Konseyi’nin bir Genel Sekreteri ve Genel Sekreter’e bağlı, yeterli elemanlardan oluşan bir bürosu vardır.”(29)

Üyeler Kurulu (BKÜK)
Sözleşme’nin, 15 Mart 1997 tarihinde değiştirilerek kapsamı genişletilen, Basın Konseyi Üyeler Kurulu (BKÜK) ile ilgili 3. Maddesi’nde, 22 Nisan 2000 tarihinde yapılan değişiklikle, “üyelerin basın kartı sahibi olma ve bir sözleşme ile çalışma” koşulu kaldırılmıştır. Aynı tarihteki bir başka değişiklikle de, okuyucu kesimini temsilen, Basın Konseyi Yüksek Kurulu tarafından seçilenlerin sayısı 30’dan 40’a yükseltilmiştir. Bu arada, 23 Mart 2002 tarihli değişiklikle de, “İnternet gazeteciliği yapan siteler” madde kapsamına alınmıştır.
Bu değişikliklerden sonra 3. Madde şu biçimi almıştır:
“Basın Konseyi Üyeler Kurulu;
1. “Basın Meslek İlkeleri ve Basın Konseyi Sözleşmesi’ne Katılım Belgesi”ni imzalamış olan:
A- Gazetecilerle,
B- Basın Meslek İlkeleri’ne uymaya söz verdiğini kamuoyuna beyan etmiş sözlü, yazılı, görüntülü basın ve yayın organları ile internet gazeteciliği yapan sitelerin sahipleri veya genel müdürleri veya temsilcilerinden,
C- Gazetecilik işkoluna mensup işçi veya işveren sendikalarının başkanlarından veya temsilcilerinden,
D- Gazetecileri temsil eden derneklerin veya bu nitelikte dernekler arasında kurulmuş birlik, federasyon ve konfederasyonların başkanlarından veya temsilcilerinden,
2. Katılım Belgesi’ni imzalama koşuluna bağlı olmaksızın:
A- Türkiye Barolar Birliği Başkanı veya da Birlik’çe gönderilen temsilciden,
B- En çok üyeye sahip işçi ve işveren sendikaları konfederasyonlarının başkan veya temsilcilerinden,
C- İletişim Fakültelerinin dekanları veya temsilcilerinden,
D- Okuyucu kesimini temsilen, Basın Konseyi Yüksek Kurulu tarafından seçilen 40 kişiden oluşur.”

BKYK’nin Seçilmiş Üyeleri
Sözleşme’nin 5. Maddesi, 28 Şubat 1998 tarihli olağan üyeler kurulu toplantısında yapılan değişiklikten sonra, 22 Nisan 2000 tarihinde yeniden değiştirilerek basın dışı üye sayısı 6’dan 8’e yükseltilmiştir. Aynı maddede 23 Mart 2002’de gerçekleştirilen değişiklikle basın dışı üye sayısı 8’den 10’a, 15 Mart 2006’daki değişiklikle de 10’dan 12’ye yükseltilmiştir. Maddenin son biçimi şöyledir:
“Basın Konseyi Üyeler Kurulu, kendi üyeleri arasından (2’si Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa ve Adana dışında kalan yörelerdeki yazılı, sözlü ve görüntülü basın organlarının, fiilen mahallinde çalışan mensupları içinden olmak üzere) 8 basın mensubu ile 12 basın dışı üyeyi, Basın Konseyi Yüksek Kurulu’na seçer. Seçim gizli oyla yapılır.”

Basın Konseyi Yüksek Kurulu (BKYK)
Sözleşmenin, Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nun (BKYK) oluşumuna ilişkin 7. Maddesi, 15 Mart 1997, 28 Şubat 1998 ve 22 Nisan 2000, 23 Mart 2002 ve 15 Mart 2006 (30) tarihli değişikliklerden sonra şu biçimi almıştır:
“Basın Konseyi Yüksek Kurulu şu üyelerden oluşur:
A- Basın Konseyi Üyeler Kurulu’nca 8’i basın mensubu, (Bu üyelerden 2’si, Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa ve Adana’daki yazılı, sözlü veya görüntülü basın organları dışındaki basın organlarının fiilen mahallinde çalışan gazeteciler arasından seçilir.), 12’si basın dışından olmak üzere seçilmiş 20 üye,
B- Günlük net satış ortalaması 100 binin üstündeki basın organlarının sahipleri veya belirleyecekleri faal gazetecilik yapan bir temsilci,
C- Günlük net satış ortalaması 100 binin üstünde olan yazılı basın organlarından en az 5’ine veya ulusal çapta yayın yapma iznine sahip sözlü veya görüntülü en az iki basın organına makul bir bedel karşılığında, kendi ürettiği yazılı, sesli veya görüntülü haberlerle servis yapan ajansların sahipleri veya belirleyecekleri, en az 10 yıldan beri faal gazetecilik yapan bir temsilci,
D- Ulusal çapta yayın yapma iznine sahip sözlü ve/veya görüntülü basın organları ile günlük asgari izlenme sayısı Basın Konseyi Yüksek Kurulu tarafından kabul edilen ölçütle belirlenen İnternet gazetelerinin sahibi veya genel müdürü veya temsilcisi,
E- Basın Konseyi Dayanışma ve Geliştirme Vakfı’nın Başkanı,
F- Basın Meslek İlkeleri ve Basın Konseyi Sözleşmesi’ne katılan basın kuruluşlarından, en çok üyeye sahip üç Gazeteciler Cemiyeti’nin Başkanı veya Yönetim Kurulu’nca seçilen temsilcisi,
G- En çok üyeye sahip Gazeteciler Sendikası’nın Başkanı veya Yönetim Kurulu’nca seçilen temsilcisi,
H- Basın işverenlerini temsil eden dernek veya sendikalardan (yazılı, sözlü veya görüntülü basın organlarının sahiplerini temsil eden ayrı dernekler varsa her biri ayrı kategori sayılır) Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nca belirlenen kuruluşun başkan veya temsilcisi,
I- İşbu maddenin (B), (C) ve (D) bentlerine göre BKYK’ne üye gönderme hakkı, aynı yayın grubuna dahil basın organlarından yalnız biri tarafından kullanılır.
‘Aynı yayın grubu’na ilişkin ölçütleri, Basın Konseyi Yüksek Kurulu belirler. Kazanılmış haklar saklıdır.”(31)